DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Sağanak Yağışlı

Ege Üniversitesi robotik cerrahide öncü oldu

Robotik cerrahide dikkat çeken Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, yılda 120-130 robotik cerrahi ameliyatı ile alanında fark oluşturuyor.

Ege Üniversitesi robotik cerrahide öncü oldu
03.12.2019
76
A+
A-

Robotik cerrahi uygulaması, Türkiye’de her geçen gün artıyor. Uzmanlar, yöntemle hastaların daha çabuk iyileştiğini ifade ederken, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi robotik cerrahi alanında gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar ile dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz günlerde bininci robotik cerrahi operasyonuna imza atılan Ege Üniversitesinde, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bülent Semerci ve Doç. Dr. Adnan Şimşir konu hakkında açıklamalarda bulundu.

Ege Üniversitesi Hastanesinin robotik cerrahide önde gelen hastanelerden birisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Semerci, “Robotik cerrahi; son yılların cerrahisi, ülkemizde 2005 yılından itibaren uygulanmaya başlanan bir cerrahi türü. Onkolojik ve fonksiyonel açıdan, açık ve laparoskopik cerrahiden daha üstün bir cerrahi metodudur. Hazırlık aşaması biraz uzun sürüyor, altı tane kesiden robotun kolları yerleştiriliyor, daha sonra ameliyatı yapan kişi yönlendiriyor. Burada 3-3,5 saatlik bir ameliyat süresinden bahsediyoruz” dedi.

“DA VİNCİ YÖNTEMİ SAYESİNDE YARA İZİ OLDUKÇA AZALDI”

Robotik cerrahinin gelişmesinin doktorları etkilemeyeceğini, yine genel tıp bilgisine sahip olunmasının gerektiğini belirten Prof. Dr. Semerci, teknolojinin sağladığı kolaylıklardan söz etti. Prof. Dr. Semerci, “Prostat kanseri tedavisinde kullanılan Da Vinci yöntemi sayesinde yara izi oldukça azaldı ve hastalarımız daha çabuk ayağa kalkabiliyor. Sonda işlemi daha kısa sürüyor ve kanamalar daha az gerçekleşiyor. Robotik cerrahide bir doku 15-20 kat büyültülerek yapıldığından en ince damarlara bile müdahale edebiliyorsunuz; çünkü üç boyutlu görüyorsunuz” diye konuştu.

Yıl içerisinde 120’ye yakın cerrahi müdahale yaptıklarını belirten Doç. Dr. Şimşir de, “Robotik cerrahi, NASA tarafından geliştirilen bir teknoloji. Uzayda astronotları ameliyat etme durumunda kullanılması için geliştirildi. Ciddi paralar yatırılan bir cerrahi. Bu tür daha sonra daha yaygın kullanılmaya başlandı; çünkü çok geniş alanda üstün ayrıcalıklar sağlıyor. ABD’de yapılan ameliyatların yüzde 75’i bu teknikle yapılıyor. Robotik cerrahi alanında yılda 120-130 ameliyat yapıyoruz. Ege Üniversitesi bünyesinde eğitim çalışmaları yapılıyor. Simülatörler eşliğinde verilen eğitimler sayesinde ilerleme kaydediliyor” diye aktardı.

“PROSTAT KANSER CERRAHİSİNDEN SONRA BİZİ TEDİRGİN EDEN İKİ SORUN VAR”

Da Vinci yönteminin avantajlarından bahseden Şimşir, “Prostat kanser cerrahisinden sonra bizi tedirgin eden iki sorun var; bunlardan bir tanesi idrar kaçırma bir diğeri ise erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu. Da Vinci yönteminde açık cerrahiye göre gerek cinsel fonksiyon bozukluğunun gerekse idrar kaçırmanın oldukça düşük oranda olduğunu görüyoruz. Yapılan geniş zamanlı bilimsel çalışmalarda idrar kaçırmayla ilgili uzun dönem sonuçlara bakıldığında iyi yapılmış bir açık cerrahiyle robotik cerrahi arasında çok fark olmadığı söyleniyor. Cinsel fonksiyonlarla ilgili ise açık cerrahiye göre neredeyse 3 katına kadar daha sağlıklı bir cinsel yaşam söz konusu” şeklinde ifade etti.

Ürolojik hastalıkların mahrem görülüp ertelenmesine değinen Şimşir, “Özellikle tümör ve kanser hastalıklarında erken teşhis çok önemli. Erken olarak hastalığı saptadığımızda tedavisi çok daha kolay, mümkün oluyor. Erken teşhis için mutlaka düzenli olarak doktora gidilmeli. Erkek yaş grubundaki hastaların ailesinde prostat kanseri varsa 40 yaşından itibaren yılda bir kez muayeneye gitmesi, yoksa da 45 yaşından itibaren yılda bir kez mutlaka bir üroloji doktoruna başvurması, kendini değerlendirmesi çok önemli. Erken teşhis kesinlikle hayat kurtarıyor” diye ifade etti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.